Merhaba Sevgili Dostlarım,
1973 ile 1977 yılları arasında, dönemin önemli bir aile şirketinde başlayan! Ve 1977 ile 2000 yılları arasında da, kendi şirketlerimde devam eden çalışma hayatımın 53. Yılında! Dolayısıyla 2000 yılından buyana sürdürmeye çalıştığım yönetim danışmanlıklarımın 26. yılında, 50’den fazla şirketle tüm Türkiye genelinde yaptığım “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Özel Aile Anayasası” çalışmalarım sonrasında, özellikle Ülkemiz’deki işletmelerin % 90’nını oluşturan, “Aile Şirketleri” ni ilgilendiren ve niteleyen bu ilginç konuyu, sizlerle paylaşmak istiyorum!
Sizlerin de çok iyi bildiği gibi, Aile Şirketleri; dünyadaki 1300 yılı aşkın süredir faaliyetlerine devam eden örneklerinden maada, yurdumuzda 300 yıla yakın sürelerde yaşamlarına devam eden örnekleriyle, ülkemiz ekonomisinin bel kemiğini oluşturan ve de Sektörel istihdamdan / Markalaşmaya kadar, pek çok alanda kritik rol oynayan “küçük ve orta boy işletmeler olarak” kendilerine özgü (Her aileye özel) bir yapıya sahiptir!..
Ancak birçok açıdan incelediğimizde, ülkemiz genelinde kurulan şirketlerin %80 inin, ilk 10 yılı zor çıkardıklarını da dikkate alırsak, Aile Şirketleri ile birlikte diğer Şirketlerimizin’de en büyük sorununun; 1. Kuşak olarak kurucularından sonraki diğer kuşaklara, maalesef çok sağlıklı bir şekilde aktarılamamasından kaynaklandığını da hep birlikte görmekteyiz!
2. ve 3. kuşaklar arası geçiş sürecinde yaşanan sıkıntılar “sürdürülebilir gelecek” kavramını, Aile Şirketleri için yalnızca; toplumsal değil, aynı zamanda “kurumsal + çevresel ve de sosyal”
bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu nedenlerle tüm şirketlerde olduğu gibi 1. Gaye kâr etmek + 2. Gaye ise günümüzdeki popüler tabiriyle “sürdürülebilir” olmaktır!
Bu anlamda Aile Şirketlerindeki en büyük problem, genellikle “Aile” ve “Şirket” kavramlarının kasıtlı veya istemeden de olsa birbirine karıştırılmasıdır. Bazen de işimize öyle geldiği için!😊
Varlığını koruyamayan tüm Aile Şirketlerinde; maalesef aile ve iş ilişkileri dengesinin bir türlü kurulamadığı, özel ve kişisel ihtiyaçların giderilmesinde “aile veya iş” önceliklerinin birbirine karıştırıldığı görüldüğünden, Aile Şirketlerinin; gelecek kuşaklara devredilmesi, sürdürülebilir kurumsal bir yapıya kavuşması için, o aileye özel bir Aile Anayasasına ihtiyaç duyulmaktadır!..
Hem Aile Şirketine, hem de hisse sahibi Aile Üyelerine veya Ortaklık yapısına yönelik, aile içi özel (Ebeveynler arası ayrılmalar + Kardeşler arası anlaşmazlıklar + Eltiler ve Bacanaklar arası çekişmeler + Gelin / Görümce savaşları + Eğer varsa; Amcalar / Dayılar / Halalar / Teyzeler…) problemlerin, pasta büyürken değil de / çıkar çatışmaları nedeniyle “Yiye – Yiye” küçülmeye başladığında, çok çabuk bir şekilde ortaya çıktığı bu süreçte; üst yönetim kadrolarındaki aile üyelerinin çok hassas davranması ve ailenin kurumsallaşmasını sağlayan bu “Aile Anayasası” sonrası, sürdürülebilirliği garanti altına almanın en önemli adımlarından birisi olan Özel Aile Vakfı / Konusunu da, gündemlerine almalarında fayda olacaktır… Diye düşünüyorum!
Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; her aile özeldir. Aile Anayasaları ve Aile Vakıfları da, her aileye özeldir ve o aile için özel olarak hazırlanır. Herhangi bir şablonu yoktur ve olamaz da!..
Şimdi de yazımızın diğer konusunu oluşturan ve iş dünyasında içinde bulunduğumuz yıllara adını veren “Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm” konusuna gelecek olursak, yapay zeka ve dijital dönüşüm; işletmelerin para kazanma biçimlerini ve kurumsal değer yaratma şekillerini alışık olmadığımız şekilde yeniden ortaya koyuyor. Birçok sektörde alışılagelmiş iş yapış şekilleri ve iş modelleri tartışılıyor ve de kimin teknolojiyi daha iyi kullandığından öte, teknolojinin nasıl bir iş akış planı ile bütünleştiği, ön plana çıkıyor!
Bildiğiniz gibi artık, dijital asistanlarımızdan (Kişinin günlük işerini kolaylaştıran, ve komutları anlayıp yerine getiren yazılımlar) sonra, fiziksel ve dijital dünyaları yani insan zekâsı ile yapay zekâyı birleştirerek ortaya konan “Dijital İkiz” konusu; genel anlamı ile “fiziksel bir varlığın veya nesnelerin”, sanal bir kopyasını yansıtmakta!
Dijital ikiz teknolojisi, kurumsal hafıza verileriniz ve karar alma refleksleriniz çerçevesinde; bir nesnenin veya sistemin performansını gerçek zamanlı izlemenize, olası hataları ve aksaklıkları belirlemenize, özelleştirilmiş çözümler sunmanıza, tüm üretim süreçlerinizi optimize ederek / maliyetleri düşürmenize, ayrıca yaşam döngüsü ve süreçleri hakkında halen tartışmalı da olsa daha bilinçli ve daha hızlı kararlar almanıza imkân tanımakta!..
Yine, birçok yerde karşımıza çıktığı gibi iş dünyasında da, yapay zekâ uygulamaları; kendisine sorulan soru ile ilgili, kendi verileri arasındaki ilişkileri analiz eder ve cevapları ortaya koyar!
Ancak, sorular ve veriler arasındaki ilişkiyi anlamakta zorlanabilir. Operasyonel yaklaşımlar, kültürel dinamikler, yazılı olmayan kurallar, sorulan soru kapsamındaki iş ve güç dengeleri ile toplumsal ve sosyal özellikler gibi konular; algoritmalara göre değil de, ancak insan zekâsıyla (En azından şimdilik) doğru şekilde değerlendirilebilir!..
Günümüzde, dijital dönüşüm ve değişim ile iç içe olmaya başlayan iş dünyamızda, üretken yapay zekâ; stratejik bir tercih olmaktan çıkarak hayatta kalma mücadelesine destek olarak, gündemdeki yerini korumaya devam ederken, sektöründe öncü olan bir Aile Şirketinin, Aile Anayasası Toplantılarının son aşamaları öncesinde, aynı zamanda “Kurucu” pozisyonundaki Yönetim Kurulu Başkanından gelen (Nereden aklına geldiyse!😊) öneriyle, bırakın “2. ve 3. Kuşakların Kontrolünü”, bu hayattan ayrıldıktan sonra dahi, kendisinin; hemen hemen her konuda söz sahibi olmaya devam etmek istemesi üzerine, gündeme gelen ve de bu yazının başlığında yer alan, kendisinin “Kişisel Dijital İkiz”i konusuna gelmek istiyorum!
İnternetten de, yapay zekâ ile ilgili yapacağınız araştırmalar sonucu, kolayca ulaşabileceğiniz bilgiler ışığında, gelişmiş teknolojilerle “Üretken Yapay Zekâ” destekli olarak gündeme gelen Kişisel Dijital İkizler; Endüstri 4.0 ile ortaya konan nesnelerin interneti sonrasında, bir kişinin geçmiş tecrübeleriyle olaylara bakış açılarını ve de yaklaşım tarzlarını ortaya koyarak, çeşitli davranış şekillerini yansıtabilen, kişiye benzer özelliklerle / Hem sözlü hem de yazılı iletişim kurabilen, sorulara cevap verebilen ve de istenirse problemlere müdahale edebilen, sanal kardeşimiz olarak da tanımlanabilir!
Kişiye özgü, gerçek dünya verileri (Öz Geçmiş + Yazılı Eserler + Konuşma Kayıtları + Videolar + Sosyal Medya Paylaşımları + Sektörel ve Sosyal Sivil Toplum Çalışmaları + Vs.) ile eldeki büyük veri tabanından ve dil modellerinden destek alarak, yaşamlarını sürdüren Kişisel Dijital İkizler;
*) Kişinin; biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel özelliklerini, dijital ortamda temsil eder!
*) Sağlık cihazları, mobil uygulamalar, IoT sensörleri (Çevredeki değişimleri ölçümleyerek,
işleme ve analiz için gerçek zamanlı veri sensörleri) ve de giyilebilir teknolojiler (İnsanlar
tarafından kullanılabilen tüm teknolojik cihazlar) den gelen verilerle sürekli güncellenir!
*) Olası sağlık sorunlarını, yaşam tarzı etkilerini veya davranış değişikliklerinin sonuçlarını
öngörebilir. Tahmin ve simülasyon (yapay yansıtma) yapar!..
Kişisel dijital ikiz oluşturmak için en çok kullanılan, markalaşmış yapay zekâ uygulamaları ise;
*) Sağlık takibi için giyilebilir cihazlarla (kulaklık gözlük akıllı saat) entegre çalışan platformlar.
*) Davranış biçimleri ile ilgili veri analitiği ve simülasyon yazılımları…
*) Sentetik veriler üreten yapay zekâ modelleri…
*) Yapay zekâ destekli sağlık uygulamaları…
Bu uygulamalar, bireyin; biyolojik ve davranışsal verilerini toplayıp analiz ederek, kişiye özel dijital bir kopya (ikiz) oluşturur!
Dijital ikiz’in teknolojik olarak ortaya çıkartılması, yani bir insanın klonlanması (kopyalanması) konusunda üretken yapay zekâ ile ilgili gelişmelerde, yaşanan olayları; o kişi gibi algılayabilen + o kişi gibi bakabilen + izleyebilen… / Her hangi bir konu hakkında; o kişi gibi düşünebilen ve yaşananlar ile ilgili o kişinin değer yargıları ile konuşabilen, bir “Bilinç” yaratılması tüm Dünya da olduğu gibi Ülkemizde de, geçtiğimiz yakın zamanda gündeme geldi ve bu gerçekleşti!..
Sonuçta bu dijital ikiz, o kişi yerine; kararlar almaya ve yaşananlar ile ilgili görüşler bildirmeye başladı. (Bu konudaki, tüm destek çalışmaları için; Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka Stratejisti + Hayal Akademisi Kurucusu Sn. Ercüment Büyükşener’e en içten teşekkürlerimle…)
Bu açıklamalardan sonra, sadece aile çevresinde değil / sosyal yaşantısında da her şeyi her zaman kontrol etme ve tahakkümü altına alma takıntısı olan / Ve de genç nesillere maalesef bir türlü güven duygusu besleyemeyen, bu “Yönetim Kurulu Başkanımız”, yukarıda yaptığım kişisel dijital ikiz tanımlaması paragrafının, son satırındaki istenirse ibaresine takılı kalmıştı!
Ve sonuçta, son “Aile Anayasası ve Aile Vakfı” ile ilgili Aile Konseyi toplantısında, hem aile anayasası maddelerinden hem de ile vakıf senedinden bu ibarenin çıkartılmasını, yönetimde söz sahibi olan diğer aile üyelerine, biraz da emrivaki ile kabul ettirdi!..
Ben de, o toplantı sonrası; bu şekilde hazırlanacak “Aile Anayasası ve Aile Vakfı Senedi”nin, herhangi bir işlevsellik kazanmadan toplantı odasındaki kütüphane raflarını süsleyeceğini, çok iyi bildiğimden ve de sürdürülebilirlik açısından “Bana Müsaade” dedim! (Şaka tabii ki!😊)
Dijital dünyada da, daha mutlu bir gelecek için her şey gönlünüzce olsun!..
Sevgi ve saygılarımla
ALİ RIZA DEĞER
- Anasayfa
- Kurumsal
- Hizmetlerimiz
İşe Alım Danışmanlığı
Bordrolama Danışmanlığı
- Yayımlarımız
- İletişim

